‘bilgisayar’ Kategorisi için Arşiv

 

WEB 1.0

            Web 1.0 da kullanıcılar sadece okuyucuydu ve sadece bilgiyi alabilen konumdaydı. Çünkü bu kadarına izin verilen bir kullanıcı topluluğu vardı, tüm kontroller web sitesinin elindeydi. Web var olan bilgileri elde etmek, çoğunlukla onlara çeşitli web sunucuları tarafından sağlanan içeriği okumak, program ve dosya indirmek için kullanmaktaydılar.İnsan etkileşimi yoktu. Bireysel web sayfaları ise tasarım ve teknik bilgi yetersizlikten dolayı genellikle çok kötüydü. Okumak ve bilgi almak gibi gereksinimlerinin yanında deneyimleri paylaşmak, bilgi alış verişinde bulunmak, bir şeylere katkı sağlamak, kendini bir grubun üyesi olarak görmek, soysal statü kazanmak gibi doğal gereksinimleri de vardı fakat web 1.0 bunu sağlayamıyordu. Kısaca web 1.0 internette yayınlanmış olan bilgilerin pasif bir şekilde alınması demekti.

 

WEB 2.0

  (daha&helliip;)

 

 

evet ekrana alacagımız bır resmı nasıl kırparız bundan bahsedeyım photoshopu actıktan sonra yanda bulunan araç çubugunu göreceksiniz ve oradan seçmemiz gereken solda belli zaten seçtikten sonra kırpma izlemini bitirecez yanı kırpmak ıstedıgımız alanın uçlarını birleştirecez ve  layer kısmına gıdıp yanı asagıdakı bolume gıdıp cıft tıklıyoruz ve ok diyoruz karsımıza cıkan ekrana boylece layer oluştu ve kırmızı alan ıle ısaretledıgım yere tıkladıgınızda kırpma işlemi bitecektir… tskler

layer

Microsoft Pazarlama Grup Müdürü Nuri Çankaya, şu an Türkiye’de 1 milyonun üzerinde bilgisayarda Windows 7 kullanıldığını söyledi.

Çankaya, Turkcell sponsorluğunda İstanbul’da gerçekleşen Microsoft ”İşte Yeni Verimlilik” toplantısının ardından yaptıkları basın toplantısında, ”Windows 7”, ”Windows Server 2008 R2” ve ”Exchange Server 2010” yenilikleri hakkında bilgi verdi.

Ekonomik krizle beraber verimliliğin düştüğünü anlatan Çankaya, firmaların verimliliklerini artırmak amacıyla geçen yıl Ar-Ge’ye 9,2 milyar dolar, bu yıl da 9,5 milyar dolar yatırım yaptıklarını ifade etti.

Çankaya, Türkiye’de önemli adımlar attıklarını düşündüklerini dile getirerek, amaçlarının temelden dinamik sürece kadar kurumların bilişim teknolojilerinden yararlanmalarını sağlamak olduğunu söyledi. (daha&helliip;)

turkim01.wordpress.comScience dergisinin son sayısında yer alan habere göre, araştırmacılar dünyanın ilk esnek ve organik flaş bellek cihazını geliştirmeyi başardılar. Bu gelişme, bu tür belleklerin kağıt ekranlarla birlikte kullanılabileceği göz önüne alındığında ve kağıt ekranların bükülebilirlik özelliğine uyumlu olacakları düşünüldüğünde daha da önem kazanıyor.

Bugüne kadar, güneş hücrelerinin, LED’lerin ve sayısal devrelerin üretiminde kullanılan organik (daha&helliip;)

İnsan beynine günde ortalama 100 bin 500 kelime giriyor.Bu da saniyede 23 kelime ediyor.Bu rakam bir bilgisayarın bile çökmesine neden olabiliyor. ABD’deki San Diego Üniversitesi’nde yapılan bir arıştırma günümüz insanının elektronik posta,internet televizyon ve diğer iletişim araçları nedeniyle “Bilgi bombardımanına ” tutulduğunu ve bu yüzden beyne aşırı yüklenildiğini ortaya çıkardı. Araştırmaya göre bir kişinin beynine, günde ortalama 100 bin 500 kelime giriyor.Bu da saniyene 23 kelime ediyor.Uzmanlar “Bu kadar aşırı bilgi noırmal bir bilgisayarı bile çökertir.Aynı etkiyi insan beyinine de yapabilir” diyor.

BİLGİSAYAR MUHENDİSİ KİMDİR BİLİYORMUSUN…?

Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, bilgisayar sistemlerinin yapısı, geliştirilmesi ve bu sistemlerin etkin kullanım yöntemleri konularında eğitim verir, araştırmalar yapar. Bu konularda, çağdaş teorik ve pratik bilgilerle donatılmış bilgisayar mühendislerini yetiştirmek, ekonomiyi yönlendirebilmek bakımından çok önemlidir. Bu görevi, üniversitelerin bilgisayar mühendisliği bölümleri üstlenmiştir.

Yayınlandı: 13/12/2009 / bilgisayar
Kötü niyetli kişiler hacklemeden hatta hiç uğraşmadan, Facebook’taki bilgilerinizi ele geçirebiliyor

 

Control Your Info adlı bir oluşum internet üzerindeki sosyal paylaşım konusunda bilgisi olmayan insanların saldırıya ne kadar açık olduklarını ispatlamak için ilginç bir yöntem seçti.

En popüler sosyal ağ sitesi Facebook’taki sahipsiz grupları birer birer ele geçiren Control Your Info bu sayede insanları bilinçlendirmeyi hedeflediğini açıkladı.

Kendi sitelerinde yaptıkları açıklamada, sosyal ağların pek çok kişinin gündelik yaşamının bir parçası haline geldiğini fakat kullanıcıların hala bu yeni sosyal medyanın ne kadar güvensiz olduğundan habersiz olduğunu söyledi. (daha&helliip;)

 

Alıntıdır . TAMAMI İÇİN :   http://turkim01.blogcu.com/bilgisayar-ve-tarihi-gelisimi/12217248

                 BİLGİSAYAR TARİHİ

50 yıl önce, 21 Haziran 1948′de sabah saat 11:00′de Tom Killburn ilk bilgisayarın düğmesine bastı ve ilk bilgisayara ilk görevi verdi: 2 sayısının 18′inci dereceden çarpanını bul. Bugünki bilgisayarlar için çocuk oyuncağı olan bu komut 50 yıl öncesi için yüzyılın en önemli teknolojik buluşlarından birini temsil ediyordu.
Kilburn hafızaya alınmış ilk bilgisayar programını yapmış ve bugün artık her iş yerinde bulunan dijital bilgisayarların en önemli bileşenlerinden birini yaratmış oldu. Kuzey İngiltere’deki Manchester Üniversitesi’nde yürütlen deney bilgisyarlar için elektronik hafıza üretmeye çalışan birkaç dahi bilimadamı dışında önceleri pek ilgi toplamadı. Ancak Kilburn’ün keşfinin radar uzmanı Prof. Freddie Williams’ın katod ışınlı tüpler üzerinde yaptığı çalışmalarla birleşmesi üzerine çalışmalar hız kazandı.
ABD ve İngilter’deki araştırmalar bu dönemde katod ışınlı tüplerden habersiz bilgi depolamak için cıva tüplerinden faydalanmaya çalışıyorlardı.
Radar için denen katod teknolojisi bu alanda sorun yaratınca, bilgisayar için denendi ve biraz da rastlantıyla başarıya ulaşıldı.


1.7 tonluk pcler
Zamanın ünlü bilim dergisi Popular Mechanics’de 1949 yılında yayınlanan bir makalede “bilgisayarların gelecekte 1.7 tondan daha hafif hale geleceği” belirtiliyordu. Ton yerine gramla, metre yerine milimle ölçülen lap top bilgisayarları hayal bile edemeyen bir kuşak ise bu tahminleri fazla iyimser buluyordu.
Kilburn ve Williams’ın çalışmalarını cesaret verici bulan İngiliz hükümeti projeye maddi destek verince üç yıl içerisinde Ferranti şirketinin işbirliğiyle Mark One adı verilen modeli üretti.
İnsanlar, her an gelişme ve kendini yenileme eğillmindedirler. Bu gelişme ve kendini yenileme süreci içerisinde,zamanlarının çoğunu düşünmeye, araştırmaya ve uygulamaya ayırmak zorundadırlar. Sıkıcı ve uzun hesaplamalar, araştırmacının verimini düşürmekte, gelişmeleri geciktirmektedir. Her araştırmacı bu engelden kurtulmak, sıkıcılığı ve zaman kaybını önlemek için çabalar harcamıştır. Harcanan. bu çabalar BİLGİSAYAR teknolojisini doğurmuştur.

Bilgisayar Tarihine Kısa Bakış
İlk bilgisayarın; Bundan yaklaşık olarak 5000 yıl önce Asya’da ortaya çıkan bugün de hala ilkokul sıralarında da olsa kullanılan abaküs olduğu düşünülebilir. Fakat daha sonra kağıt ve kalemin yaygınlaşması ile abaküs önemini kaybetmeye başladı.
1642 yıllarında , Fransız bir vergi tahsildarının oğlu olan 18 yaşındaki Blaise Pascal (1623-1662), babasına işine yarayacak Pascalin adında bir tip hesap makinası geliştirdi. Bu araç 10 tabanına göre işlemlerde başarı ile kullanıldı. pascalinin dezavantajı toplama işlemi ile sınırlı olmasıydı.
1694 yılında alman matematikçisi ve filozofu olan Gottfried Wilhem von Leibniz (1646-1716), çarpma işlemlerinde de kullanılabilecek pascalini yapmayı başardı. Daha sonra bir fransız olan Charles Xavier Thomas de Colmar dört temel matematiksel işlemi (toplama, çıkartma, çarpma ve bölme) yapan cihazı yapmayı başardı.
Bilgisayar tarihinin gerçek başlangıcı ise bugün İngiliz bir matematik profösörü olan , Charles Babbage (1791-1871) ile başlar. 1812 de Babbage makinalar ile matematik arasındaki doğal uyuma dikkat çekti. Makinalar hata yapmaksızın görevlerini tekrarlayan cihazlardır. Matematikte ise; özellikle matematiksel tabloların üretilmesi basit adımların tekrarlanması ile gerçekleşir. Problem matematiğin ihtiyacına göre makinaların olayın uygulanabilmesiydi. 1822 de bu problemin çözülmesi için Babbage’in ilk adımı Difransiyel eşitliklerin çözümü için Farklar Makinası (Difference Engine) denilen bir makina önerdi.
Lokomotif gibi büyük ve buhar gücüyle çalışan makina bir programa sahip olacak hesaplamaları yaptıktan sonra sonuçları otomatik olarak yazabilecekti. 10 yıl bu makina için çalışan Babbage aniden ilk düşüncesinden hareketle Analitik Makina (Analytical Machine) ismini kullandı. Bugünün standartlarına göre çok ilkel olan Babbage’nin buhar güçlü bilgisayarı sonuçta asla yapılmadı.
                            Modern Bilgisayarlar
Birinci Nesil Bilgisayarlar (1945-1956)
İkinci dünya savaşının başlaması ile, yönetimler bilgisayarların potansiyel stratejik önemi nedeniyle bilgisayar araştırmalarını iyice arttırdılar. 1941 de Alman mühendis Konrad Zuse uçak ve roketler için Z3 olarak adlandırılan bir bilgisayar geliştirdi. Müttefik kuvvetler daha güçlü bilgisayarlar için çalışmaya başladılar.
1944 de ingilizler almanların mesajlarını çözebilmek için Colossus adlı gizli kodları kırmayı başaran bilgisayarı dizayn ettiler. IBM ile çalışan Howard H. Aiken (1900-1973), 1944 de tamamen elektronik hesap makinasını üretti. Kısaca Mark I olarak adlandırlan makina elektronik rolelerden oluşmuş bir cihazdı. Mekanik parçaları hareket ettirmek için elektromagnetik sinyaller kullanılmıştı. Makina yavaştı çünkü tek hesaplama 3-5 saniye alıyordu ve ard arda gelen hesaplamalar sırasında herhangi bir şey değiştirilemiyordu. Fakat daha kompleks eşitliklerin üstesinden gelebiliyordu.
Savaş nedeniyle gelişmiş diğer bir bilgisayar, Amerikan hükümeti ve Pennsylvania Universitesi ortaklığı ile ortaya çıkmış olan ENIAC adlı bilgisayardı (Electronic Numerical Integrator And Computer). Bilgisayar 18000 vakum tübü, 70000 direnç ve 5000000 lehim noktarına sahipti. 160 kilowatt elektrik gücü tüketen makina Philadelphia daki ışıkların sönükleşmesine neden oluyordu. ENIAC, Mark I e göre 1000 kez daha hızlı bir bilgisayardı.
1945 de EDVAC (Electronic Discrete Variable Automatic Computer) dizayn edildi. Bu bilgisayarda verilerde program gibi hafızada tutuldu. Bu hafızaya depolama olayının doğmasına neden oldu ve bilgisayar belli bir noktada durudurulduktan sonra devam etmesi sağlanmış oldu. Bilgisayar programlamada çok yönlülüğün artmasına neden olundu. Birinci nesil bilgisayarların dezavantajları vakum tüpleri ile çalışmaları ve verilerin davul şeklideki magnetik şeylerde toplanmasıydı.
İkinci Nesil Bilgisayarlar (1956-1963)
1948 de transistörlerin keşfi ile birlikte bilgisayarların gelişimindeki artış iyice arttı.

 

alıntıdır .

devamı :   http://turkim01.blogcu.com/bilgisayar-ve-tarihi-gelisimi/12217248